Ailesi Ve çocukluk yılları
Ekrem Cemil Paşa, Osmanlı döneminde Diyarbakır’ın önemli eşraf ailelerinden Cemilpaşazadelere
mensuptur. Babası Kasım Bey, annesi Çerkes kökenli Hayriye Hanım’dır. Dedesi Cemil Paşa ise
ailenin siyasi, ekonomik ve toplumsal nüfuzunun gelişmesinde önemli rol oynamış bir isimdir.
Çocukluğu, bugün Diyarbakır Kent Müzesi olarak kullanılan tarihî Cemil Paşa Konağı’nda geçmiştir.
Kalabalık bir aileye ev sahipliği yapan konak, yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda bölgenin
sosyal ve kültürel ilişkilerinin şekillendiği bir merkezdi.
Ekrem Cemil Paşa, yıllar sonra kaleme aldığı Muhtasar Hayatım adlı hatıratında çocukluk günlerini
ayrıntılarıyla anlatır. Konağın bahçelerini, havuzlarını, birlikte büyüdüğü akrabalarını ve
çocukların eğitimine verilen önemi hatırlar. Konakta Kürtçe konuşulduğunu, çocukların
çevrelerindeki köylülerden ve hizmetlilerden Kürtçeyi öğrendiklerini belirtir.
Ailenin geniş toprakları bulunuyordu. Bu ekonomik imkânlar sayesinde çocuklar özel
öğretmenlerden ders alabiliyor, eğitimlerini İstanbul ve Avrupa’da sürdürebiliyordu. Ekrem Cemil
Paşa da bu ayrıcalıklı ortamda yetişmiştir.
Bununla birlikte, doğduğu ailenin toplumsal konumu onun yaşamını anlamak açısından önemlidir.
Cemilpaşazadeler yalnızca siyasi faaliyetleriyle değil, bölgedeki toprak sahipliği ve yerel güç
ilişkileriyle de dönemin seçkin tabakasına mensuptu.
Eğitim hayatı ve Kürt ulusal bilincinin gelişmesİ
Ekrem Cemil Paşa, ilk eğitimini aile konağında özel öğretmenlerden aldı. 1901 yılında Diyarbakır
Askerî Rüştiyesine başladı ve 1908’de mezun oldu. Aynı yıl öğrenimine devam etmek üzere
İstanbul’a gönderildi.
1912 yılında İstanbul Sultanisinden mezun oldu. Matematik alanındaki başarısı nedeniyle ailesi
tarafından mühendislik öğrenimi görmesi için Avrupa’ya gönderildi. Önce İsviçre’nin Lozan
kentinde, ardından Belçika’nın Gent kentinde eğitim gördü.
İstanbul yılları onun siyasi düşüncelerinin oluşmasında belirleyici oldu.
1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla özgürlük, eşitlik ve anayasal yönetim düşünceleri Osmanlı
toplumunda yeniden güç kazanmıştı. Ancak imparatorluğun farklı toplulukları arasında milliyetçilik
hareketleri de giderek yayılıyordu.
Ekrem Cemil Paşa, hatıratında bu dönemde Kürt öğrencilerin kendi kimlikleri ve dilleri üzerine
daha yoğun düşünmeye başladıklarını anlatır.
Özellikle Kürt aydını Halil Hayalî’nin İstanbul’daki gençler üzerinde önemli bir etkisi olduğunu
belirtir. Halil Hayalî’nin Kürt dili, tarihi ve edebiyatı üzerine gerçekleştirdiği sohbetler, onun siyasi
ve kültürel düşüncesinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Hêvî Kürt Talebe Cemiyeti
1912 yılında İstanbul’da kurulan Hêvî Kürt Talebe Cemiyeti, Osmanlı dönemindeki Kürt öğrenci
örgütlenmesinin önemli örneklerinden biridir.
Ekrem Cemil Paşa, kuzeni Kadri Cemil Paşa ve amcası Ömer Bey ile birlikte cemiyetin kuruluş
sürecinde yer almıştır. Hatıratında, örgütün ortaya çıkışında bu üç aile üyesinin çalışmalarına
özellikle dikkat çeker.
Hêvî, Kürt öğrenciler arasında dayanışmayı güçlendirmeyi, Kürtçe yayıncılığı desteklemeyi ve Kürt
kültürü üzerine çalışmalar yürütmeyi amaçlıyordu.
Cemiyet çevresinde Rojî Kurd ve Hetawî Kurd gibi yayınlar ortaya çıktı. Avrupa’ya öğrenim için
giden Kürt öğrenciler de örgütlenme çalışmalarını sürdürdüler. Ekrem Cemil Paşa ve arkadaşları
Lozan’da Hêvî’nin bir şubesinin oluşturulmasında rol aldılar.
Böylece Ekrem Cemil Paşa’nın gençlik yıllarında başlayan kültürel ilgisi, zamanla örgütlü siyasi
faaliyetlere dönüştü.
Birinci Dünya Savaşı ve askerlik yılları
1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Ekrem Cemil Paşa, diğer Osmanlı
öğrencileri gibi Avrupa’daki öğrenimini yarıda bırakarak İstanbul’a döndü.
Askerî eğitimden geçtikten sonra topçu sınıfında görev aldı. Bir süre Çanakkale Cephesi’nde bulunan
birliği daha sonra Kafkas Cephesi’ne gönderildi.
1916 yılında Muş ve Bitlis çevresindeki çatışmalar sırasında yaralandı ve tedavi amacıyla
Diyarbakır’a götürüldü.
Tedavisinin ardından dönemin İkinci Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhında görev
yaptı. Önce şifre subayı, ardından yaver ve karargâh komutan yardımcısı olarak çalıştığını kendi
hatıratında anlatmıştır.
Bu dönem, Ekrem Cemil Paşa ile Mustafa Kemal arasındaki kişisel ilişkinin başlangıcı açısından
önemlidir.
Daha sonraki yıllarda siyasi görüşleri nedeniyle Mustafa Kemal’in politikalarına açıkça karşı çıkacak
olan Ekrem Cemil Paşa, savaş sırasında onun komutası altında askerlik yapmıştı.
Mustafa Kemal’in başka bir göreve atanmasının ardından Nihat Paşa’nın karargâhında çalışmayı
sürdürdü. Daha sonra Filistin Cephesi’ne gönderildi.
1918 yılında Osmanlı ordusunun Filistin ve Suriye cephesinde uğradığı yenilgiler sırasında birliği
dağıldı. Ekrem Cemil Paşa, Halep ve Mardin üzerinden Diyarbakır’a döndü.
Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi, onun yaşamında askerlikten siyasi örgütlenmeye geçişin
başlangıcı oldu.
Diyarbakır’da Kürt siyasi örgütlenmesi
1918 yılının sonları ile 1919 yılının başlarında Diyarbakır’da Kürt siyasi örgütlenmesi yeniden
canlandı.
Ekrem Cemil Paşa, şehirde Kürt Kulübü olarak da tanınan cemiyetin kuruluşunda ve faaliyetlerinin
yürütülmesinde öncü isimlerden biri oldu. Bu örgüt kaynaklarda Kürt Teâli Cemiyeti, Kürdistan
Cemiyeti ve Kürt Kulübü gibi farklı adlarla anılmaktadır.
Diyarbakır’daki cemiyetin İstanbul merkezli Kürdistan Teâli Cemiyeti ile ilişkisi bulunmakla birlikte,
iki yapının resmî örgütsel bağının niteliği konusunda tarihî kaynaklar tamamen açık değildir.
Ekrem Cemil Paşa, ilk döneminde gençlerden oluşan idare heyetinin başında bulunduğunu belirtir.
Daha sonra yapılan bir seçimde babası Kasım Bey başkanlığa, kendisi ise başkan yardımcılığına
getirilmiştir.
Cemiyetin çalışmaları kısa sürede genişledi. Toplantılar düzenlendi, yeni üyeler kazanıldı ve Kürtçe
ile Kürt siyasi taleplerinin duyurulmasına yönelik yayın faaliyetleri gerçekleştirildi.
Ekrem Cemil Paşa’nın anlatımına göre cemiyetin bünyesinde küçük bir matbaa kuruldu. Gazî (Çağrı)
adıyla dört sayfalık bir gazete yayımlandı.
Bu çalışmalar, Diyarbakır’daki Kürt siyasal hareketinin yalnızca toplantılardan ibaret kalmadığını,
basın ve yayın faaliyetleriyle de topluma ulaşmaya çalıştığını göstermektedir.
Ancak Diyarbakır’daki bütün toplumsal kesimler aynı siyasi düşünceleri paylaşmıyordu. Bazı yerel
ileri gelenler Osmanlı-Türk siyasal birliğinin korunmasını savunurken Ekrem Cemil Paşa ve
arkadaşları Kürtlerin ayrı siyasi haklara ve kendi geleceklerini belirleme imkânına sahip olması
gerektiğini ileri sürüyordu.
Bu farklılıklar Cemilpaşazade ailesinin içinde de görülüyordu. Ekrem Cemil Paşa’nın amcası Mustafa
Bey, Anadolu’daki Millî Mücadele hareketini destekleyen isimler arasında yer almıştı.
1919 yılı, Binbaşı Noel ve Ali Galip Olayı
Ekrem Cemil Paşa’nın siyasi yaşamındaki önemli olaylardan biri, 1919 yılında İngiliz subayı Edward
Noel ile gerçekleştirdiği seyahattir.
Diyarbakır’daki siyasi faaliyetleri nedeniyle hakkında takip başlatılan Ekrem Cemil Paşa, şehirden
ayrılarak Halep’e gitti.
Burada İngiliz Binbaşı Edward Noel, Celadet Ali Bedirxan ve Kamuran Ali Bedirxan’ın bulunduğu
heyetle bir araya geldi.
Noel’in bölgedeki temasları, Kürtlerin siyasi durumu ve Kürt-Ermeni nüfus ilişkileri hakkında bilgi
toplanmasıyla bağlantılıydı. Ekrem Cemil Paşa da bu heyete katılarak bölgedeki seyahatlerde yer
aldı.
Heyet 1919 yılının Eylül ayında Malatya’ya ulaştı. Burada dönemin Elazığ Valisi Ali Galip Bey ile
yaşanan gelişmeler, Millî Mücadele tarihine Ali Galip Olayı olarak geçti.
Mustafa Kemal ve çevresi, Ali Galip’in Sivas Kongresi’ni engellemeye yönelik girişiminden endişe
duyuyordu. Noel ve beraberindeki kişilerin faaliyetleri de Ankara hareketi tarafından şüpheyle
karşılandı.
Ekrem Cemil Paşa’nın bu olayda oynadığı rol daha sonra siyasi ve hukuki tartışmalara konu oldu.
1922 yılındaki yargılamasında, Noel ile gerçekleştirdiği seyahatin doğrudan bir silahlı ayaklanma
planının parçası olmadığını savundu. Buna karşılık dönemin Millî Mücadele yanlısı basını kendisini
ayrılıkçı faaliyetlerle suçladı.
Bu nedenle Ekrem Cemil Paşa’nın Noel heyetine katılması tarihî bir olay olarak kabul edilmekle
birlikte, heyetin bütün üyelerinin aynı amaçla hareket ettiğini ya da kendisinin Sivas Kongresi’ne
yönelik silahlı girişimde doğrudan görev aldığını kesin bir olgu olarak sunmak doğru değildir.
Cumhuriyet’in kuruluş süreci ve ilk yargılanması
1919’dan sonra İstanbul’daki Kürt siyasi çevreleriyle ilişkilerini sürdüren Ekrem Cemil Paşa,
Kürdistan Teâli Cemiyeti’nin faaliyetlerine katıldı.
Anadolu’da Kürt siyasi örgütlenmesini geliştirmeye yönelik girişimlerde bulundu. Bu dönemde
İstanbul, Halep, Bağdat, Musul ve Diyarbakır arasında çeşitli yolculuklar gerçekleştirdi.
1921 yılında yeniden Diyarbakır çevresine geldi. Bir süre bölgede gizli şekilde faaliyet gösterdikten
sonra yakalandı ve Ankara’ya götürüldü.
Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı. Yargılama sonunda serbest bırakıldı, ancak bir süre
Ankara’da zorunlu ikamete tabi tutuldu.
1922 yazında Diyarbakır’a döndü.
Hatıratında 1922 ile 1925 yılları arasındaki yaşamını büyük ölçüde ailesine ait köylerde geçirdiğini
anlatır. Tarım, hayvancılık, meyvecilik ve toprakların işletilmesiyle ilgilendi.
Bu yıllarda siyasi çevresiyle ilişkisini bütünüyle kesmedi.
Azadî örgütü ve 1925 Şeyh Said Ayaklanması
1920’li yılların başlarında Cibranlı Halit Bey, Yusuf Ziya Bey ve başka Kürt siyasetçi ve askerlerinin
öncülüğünde Azadî olarak bilinen gizli Kürt örgütlenmesi ortaya çıktı.
Ekrem Cemil Paşa, Muhtasar Hayatım adlı eserinde 1924 yazında Diyarbakır’daki Kürt siyasi
çevrelerinin Azadî ile bağlantılı bir şube kurduklarını açıkça belirtir.
Bu anlatım, onun Azadî ile ilişkisinin yalnızca dolaylı bir yakınlıktan ibaret olmadığını
göstermektedir.
Bununla birlikte Ekrem Cemil Paşa, örgütün merkezindeki gelişmelerden yeterince haberdar
edilmediklerini ve 1925 yılındaki ayaklanmanın başlangıcını önceden bilmediğini savunmuştur.
13 Şubat 1925’te Pîran’da başlayan olayların ardından Diyarbakır’da tutuklandı. Kendisiyle birlikte
Cemilpaşazade ailesinin başka üyeleri de gözaltına alındı.
Şeyh Said ve arkadaşlarının yargılandığı Şark İstiklal Mahkemesi’nde Ekrem Cemil Paşa da
yargılandı.
Mahkeme sürecindeki savunmalar ile daha sonra yazdığı hatırat arasında dikkat çekici farklılıklar
bulunmaktadır. Mahkeme kayıtlarına ilişkin araştırmalarda, Ekrem Cemil Paşa’nın ayaklanmaya
doğrudan katılmadığını savunduğu ve Şeyh Said hareketini eleştirdiği görülür. Buna karşılık yıllar
sonra kaleme aldığı hatıratında Şeyh Said’i saygıyla anmış ve hareketi Kürt tarihi çerçevesinde
değerlendirmiştir.
Bu iki farklı anlatım, hem dönemin ağır yargılama koşulları hem de hatıratların öznel niteliği
dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Ekrem Cemil Paşa, mahkeme sonucunda on yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Kastamonu Cezaevi’ne
gönderildi.
Kastamonu Cezaevi yılları
Ekrem Cemil Paşa, Eylül 1925 ile Mayıs 1928 arasında Kastamonu Cezaevi’nde kaldı.
Bu dönemde diğer Kürt mahkûmlara okuma yazma, Türkçe ve Fransızca öğretmeye çalıştı.
Hatıratında Kürtçe öğretmesine izin verilmediğini özellikle belirtir.
Cezaevindeki yıllar onun için yalnızca özgürlüğünden yoksun bırakıldığı bir dönem değildi. Aynı
zamanda eğitim faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığı ve siyasi düşüncelerini yeniden değerlendirdiği
bir süreçti.
1928 yılında tahliye edildi. Önce Kastamonu’da, daha sonra İstanbul’da zorunlu ikamete tabi tutuldu.
Bu dönemde babasını ve annesini kaybetmesi, aile yaşamında önemli kayıplara yol açtı.
1929 yılında Diyarbakır’a dönmesine izin verildi. Ancak burada uzun süre kalmadı.
1929 yılında Suriye’ye gidişi
Ekrem Cemil Paşa, 19 Mart 1929’da akrabaları Kadri, Muhammed, Bedri ve Mikdad Cemilpaşa ile
birlikte Diyarbakır’dan ayrılarak Fransız mandası altındaki Suriye’ye geçti.
Önce Halep’e yerleştiler. Daha sonra Suriye’nin kuzeydoğusundaki Cezîre bölgesine geçerek Hasiçe
ve çevresinde yaşamaya başladılar.
Ekrem Cemil Paşa için bu ayrılış, yaşamının geri kalanını doğduğu şehrin dışında geçireceği uzun bir
sürgün döneminin başlangıcı oldu.
Suriye’ye yerleştikten sonra da siyasi çalışmalarından vazgeçmedi.
Xoybûn örgütündeki faaliyetleri
1927 yılında Lübnan’da kurulan Xoybûn, Kürt siyasal hareketinin Türkiye dışındaki önemli
örgütlenmelerinden biriydi.
Ekrem Cemil Paşa, 1929 yılında Suriye’ye geçtiğinde Xoybûn zaten kurulmuş durumdaydı.
Dolayısıyla örgütün ilk kuruluş kongresine katılan isimlerden değildi.
Ancak Suriye’ye gelişinden sonra kuzeni Kadri Cemil Paşa ile birlikte örgütün yeniden etkinlik
kazanması için çalıştı.
Hatıratında, 1929’da Xoybûn’un örgütsel açıdan zayıflamış durumda bulunduğunu, kendisinin ve
Kadri Cemil Paşa’nın yeniden örgütlenme faaliyetlerinde önemli görevler üstlendiğini anlatır.
Xoybûn, bu dönemde Ağrı/Ararat bölgesinde İhsan Nuri Paşa öncülüğünde yürütülen harekete siyasi
ve lojistik destek sağlıyordu.
1930 yılında Türkiye-Suriye sınırından kuzeye yönelik bir harekât planlandı. Kadri Cemil Paşa’nın
aktardığı bilgilere göre Ekrem Cemil Paşa, Mardin ve Derik çevresi için oluşturulan gruplardan
birinin komutanlığıyla görevlendirildi.
Ancak Fransız manda yönetiminin müdahaleleri nedeniyle planlanan faaliyetlerin uygulanması
çeşitli engellerle karşılaştı.
Xoybûn’un siyasi temsilciliği
Ekrem Cemil Paşa, hatıratına göre 1939’dan 1946’ya kadar Xoybûn’un siyasi temsilciliğini yürüttü.
Bu görev daha önce Kadri Cemil Paşa tarafından üstlenilmişti.
Siyasi temsilciliği sırasında Şam ve Beyrut’taki yabancı diplomatik temsilciliklerle görüşmeye çalıştı.
Kürtlerin siyasi taleplerini uluslararası çevrelere duyurmayı amaçladı.
Yine kendi anlatımına göre bu görüşmeler sırasında hazırladığı Kürdistan haritalarını diplomatik
temsilciliklere sundu.
Xoybûn’un faaliyetleri, yalnızca siyasi bildirilerden oluşmuyordu. Örgüt, farklı bölgelerdeki Kürt
çevreleri arasında ilişki kurmayı, yayıncılığı geliştirmeyi ve sürgündeki siyasetçiler arasında
koordinasyonu sağlamayı da amaçlıyordu.
1946 yılında Mahabad merkezli Kürdistan Cumhuriyeti’nin ilanı, Ekrem Cemil Paşa ve çevresinde
büyük ilgi uyandırdı. Hatıratında Xoybûn’un Mahabad’daki siyasi gelişmelere destek verdiğini
belirtmiştir.
Sürgünde tarım, eğitim ve gündelik yaşam
Ekrem Cemil Paşa’nın Suriye’deki yaşamı yalnızca siyasi faaliyetlerden oluşmuyordu.
1929 yılında Hasiçe çevresine yerleşmesinin ardından tarımla yoğun biçimde ilgilenmeye başladı.
Ailesiyle birlikte Talik adı verilen bölgede arazi edindi.
Burada tarımsal üretim, sulama, hayvancılık ve meyvecilik üzerine çalıştı. Çeşitli makineler
kullanarak tarımın geliştirilmesine yönelik girişimlerde bulundu.
Nureddin Zaza’nın anılarında, Ekrem Cemil Paşa’nın Suriye’de modern tarım makinelerinin
kullanılmasında öncü bir rol üstlendiği aktarılır. Ancak Suriye’ye ilk traktörü getiren kişi olduğu
yönündeki anlatımın bağımsız belgelerle kesin biçimde doğrulandığı söylenemez.
Ekrem Cemil Paşa, bulunduğu bölgede sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle temel sağlık
bilgileri edinerek ihtiyaç sahiplerine yardımcı olduğunu da anlatır.
Hatıratındaki bu bölümler, sürgündeki yaşamının siyasi örgütlenmeler kadar gündelik sorunlarla ve
geçim mücadelesiyle de şekillendiğini göstermektedir.
Uzun yıllar boyunca yetiştirdiği bahçelerini, ağaçlarını ve kurduğu yaşam alanını ayrıntılı biçimde
anlatması dikkat çekicidir.
1967 yılında Cezîre’deki yaşamını geride bırakarak Şam’da yaşamaya başlaması, hayatındaki bir
başka önemli kırılmaydı.
Son yılları ve tarih çalışmaları
Ekrem Cemil Paşa, yaşamının son döneminde Kürt tarihini yazılı olarak gelecek kuşaklara
aktarmaya yöneldi.
Kuzeni Kadri Cemil Paşa ile Kürt tarihinin farklı dönemlerini ele alan eserler hazırlama konusunda
bir iş bölümü yaptıkları bilinmektedir.
Bu paylaşımda Ekrem Cemil Paşa daha eski dönemlerin tarihine, Kadri Cemil Paşa ise yakın dönem
Kürt siyasi tarihine yoğunlaştı.
Ekrem Cemil Paşa, 1972 yılında Beyrut’ta Dîroka Kurdistan bi Kurtebirî – I adlı tarih çalışmasını
Kürtçe yayımladı. Aynı yıl eserin Türkçe çevirisini Muhtasar Kürdistan Tarihi adıyla hazırladı.
Eser, Kürt tarihine genel bir bakış sunma amacı taşıyordu. Tarih yazımında dönemin bilgi
birikiminden ve özellikle Mihemed Emîn Zekî Beg gibi Kürt tarihçilerinin çalışmalarından
yararlanmıştı.
Kitabının devamını yazmayı düşünmüş olmasına rağmen planladığı ikinci cildi tamamlayamadı.
1973 yılında ise kendi yaşamını ve siyasi mücadelesini anlattığı Muhtasar Hayatım adlı hatıratını
kaleme aldı.
Bu eserinde çocukluk yıllarından öğrencilik yaşamına, askerlik görevinden Diyarbakır’daki siyasi
çalışmalarına, yargılanma ve sürgün dönemlerinden Xoybûn örgütüne kadar birçok olayı kendi
bakış açısıyla anlattı.
Hatıratı, yalnızca bir kişinin yaşamını değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından
Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve Suriye sürgününe uzanan dönemde Kürt siyasi hareketinin yaşadığı
dönüşümleri de yansıtan bir tanıklık niteliğindedir.
Bununla birlikte eser bir otobiyografidir. Özellikle siyasi rakiplerine ilişkin değerlendirmeleri, kendi
faaliyetlerini anlatma biçimi ve bazı tarihsel olaylara yüklediği anlamlar başka belgelerle birlikte
incelenmelidir.
Ölümü ve tarihsel mirası
Ekrem Cemil Paşa, 31 Ocak 1974 tarihinde Şam’da yaşamını yitirdi.
Şam’ın Rukneddin olarak da bilinen tarihî Kürt mahallesindeki mezarlığa defnedildi.
Yaşamının son kırk yılı aşkın bölümünü doğduğu Diyarbakır’dan uzakta geçirmişti. Buna rağmen
siyasi faaliyetlerinde, hatıratında ve tarih çalışmalarında Diyarbakır ve Kürt tarihi önemli bir yer
tutmaya devam etti.
Ekrem Cemil Paşa’nın tarihsel önemi, birbiriyle bağlantılı üç alanda belirginleşmektedir. Birincisi,
Osmanlı’nın son dönemindeki Kürt öğrenci ve kültür örgütlenmesine yaptığı katkılardır. İkincisi,
1918 sonrasında Diyarbakır ve daha sonra Suriye merkezli Kürt siyasal hareketindeki faaliyetleridir.
Üçüncüsü ise yaşadığı dönemi kendi tanıklıklarıyla aktardığı eserleridir.
Onun yaşamı, aynı zamanda dönemin Kürt siyasi hareketinin farklı toplumsal kesimler arasındaki
anlaşmazlıklarını, uluslararası destek arayışlarını ve sürgün koşullarındaki örgütlenme çabalarını
anlamak için önemli bir örnektir.
Diyarbakır’daki kalabalık aile konağından Avrupa’daki öğrenci çevrelerine, Osmanlı ordusunun
cephelerinden İstiklal Mahkemelerine ve Suriye’deki sürgün hayatına uzanan yaşamı, 20. yüzyıl
Kürt siyasi tarihinin çeşitli dönemlerine doğrudan tanıklık etmiştir.
Eserleri
1. Hînkerê Zimanê Kurdî, Rehberê Zimanê Her Du Kurdî: Kurmancî, Babanî (1921)
Kurmancî ve Babanî lehçelerine yönelik hazırlanan Kürtçe dil rehberi. Hêvî çevresinin yayınları
arasında yer alır. Araştırmacı Mehmet Bayrak, çalışmanın hazırlayıcısını Ekrem Cemil Paşa olarak
belirlemiştir. Eserin ilk baskısında yazar adı açıkça bulunmadığından bu atıf bibliyografik açıdan
ayrıca belirtilmelidir.
2. Dîroka Kurdistan bi Kurtebirî – I (1972)
Beyrut’ta Kürtçe yayımlanan Kürdistan tarihi çalışması. Kürtlerin eski dönem tarihini konu alır.
3. Muhtasar Kürdistan Tarihi (1972)
Kürtçe tarih eserinin Ekrem Cemil Paşa tarafından hazırlanan Türkçe çevirisi. Daha sonraki yıllarda
yeniden yayımlanmıştır.
4. Muhtasar Hayatım (1989, ölümünden sonra yayımlandı)
1973 yılında kaleme aldığı otobiyografik eser. İlk baskısı Belçika’da Brüksel Kürt Enstitüsü
tarafından yapılmış, ardından 1992’de Beybun ve 2016’da Avesta Yayınları tarafından yeniden
yayımlanmıştır.
Not: Kürdistan Kısa Tarihi adıyla sonraki yıllarda yapılan baskılar, bütünüyle yeni ve ayrı bir eser
olarak değerlendirilmemelidir.