Necmettin Büyükkaya
Şahsiyetler

Necmettin Büyükkaya

1943 — 1984
DDKO

Necmettin Büyükkaya, Kürt siyasi tarihinin 1960'ların sonundan 1980'lerin başına uzanan en önemli dönemlerinden birinin içinde yer alan Kürt siyasetçi, aydın ve yazarlardan biriydi. Çevresinde daha çok Neco adıyla tanındı. DDKO'nun kuruluşunda yer aldı ve İstanbul DDKO'nun ilk başkanı oldu. 1970'li yıllarda Kürt siyasi örgütlenmeleri içerisinde faaliyet yürüttü, siyasi sürgün yaşadı, yazdı ve hayatının son dönemini Diyarbakır 5 No'lu Askerî Cezaevi'nde geçirdi. 24 Ocak 1984'te ağır işkencelerin ardından hayatını kaybetti. Ölümünden sonra yazıları ve mektupları Kalemimden Sayfalar adıyla yayımlandı.

KURDNAME ARŞİVİ

Biyografi

Siverek'ten İstanbul'a

Necmettin Büyükkaya 1943 yılında Siverek'te doğdu. Kaynaklarda doğduğu yer Karahan köyü olarak geçerken bazı biyografik kaynaklarda Hadro adı da kullanılmaktadır. İlk ve orta öğreniminin bir bölümünü Diyarbakır'da, ardından Adana'da tamamladı. Ailesinin ekonomik şartları nedeniyle Adana'da çalışarak eğitimine devam etti. 1966 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrenim görmeye başladı. Ancak üniversite yıllarında yoğunlaşan siyasi faaliyetleri ve hakkında açılan davalar nedeniyle fakülteyi bitiremedi. Öğrencilik yıllarında Türkiye İşçi Partisi ve dönemin sol çevreleri içerisinde yer aldı. Aynı zamanda Kürt gençlerinin örgütlenmesinde giderek daha fazla öne çıktı. Büyükkaya'nın siyasi düşüncesi yalnızca kültürel haklarla sınırlı değildi. Kürtlerin ulusal kimliğini, kendi kaderini tayin hakkını ve Kürdistan'ın özgürlüğünü savunan bir çizgide durdu. Bağımsız Kürdistan düşüncesi, onun siyasi kimliğinin önemli unsurlarından biriydi.

DDKO Yılları

1969 yılında Kürt öğrenciler ve aydınlar tarafından kurulan Devrimci Doğu Kültür Ocakları'nın (DDKO) kuruluşunda yer alan kadro içerisindeydi. İstanbul DDKO'nun ilk yönetiminde başkan olarak görev aldı. DDKO'nun kuruluşuna ilişkin dönemin yöneticilerinden Hikmet Bozçalı'nın aktardığı kurucu listesinde Büyükkaya'nın adı yer almakta ve İstanbul DDKO'nun ilk başkanı olduğu belirtilmektedir. DDKO, Kürt kimliği, dili, tarihi ve toplumsal sorunlarının açık biçimde tartışılmasının ağır baskılarla karşılaştığı bir dönemde ortaya çıktı. Büyükkaya burada özellikle Kürt gençliğinin siyasal bilinç kazanmasında etkili oldu. Aynı yıllarda Türkiye'deki öğrenci ve işçi hareketlerinin de içerisinde yer aldı. 6. Filo hareketlerinin de içerisinde yer aldı. 6. Filo protestolarına, üniversite işgallerine ve çeşitli işçi eylemlerine katıldı. İstanbul DDKO dönemindeki faaliyetleri nedeniyle hakkında davalar açıldı ve siyasi baskılar giderek arttı. Büyükkaya'nın Kürt kimliği ise bu dönemde giderek daha belirgin bir siyasi karakter kazandı. Onun için Kürt meselesi yalnızca Türkiye sınırları içerisinde ele alınabilecek bir konu değildi. Kürdistan'ın farklı parçaları arasındaki bağları ve Kürtlerin ortak tarihini esas alan Kurdistanî bir bakış geliştirdi.

Siyasi mücadele ve sürgün

1971'deki askerî müdahalenin ardından Büyükkaya hakkında baskılar arttı ve yeraltında yaşamaya başladı. 1971 Haziranında Irak'a geçti. 1972 başlarına kadar burada kaldı. Dr. Şivan, Brûsk ve Çeko'nun öldürülmesinin ardından bölgede oluşan tehlike nedeniyle bir grup arkadaşıyla Suriye'ye geçti. Suriye'de kısa süre gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı ve bir süre Ekrem Cemil Paşa ailesinin yanında kaldı. 1972 sonbaharında İsveç'e iltica etti. 1974'e kadar İsveç'te siyasi sürgün olarak yaşadı. İsveç'te bulunduğu dönemde Irak Kürdistanı'ndan gelen Kürt siyasi çevreleriyle yoğun ilişkiler kurdu. Bu ilişkiler daha sonraki siyasi hayatında da etkili oldu. 1974 affının ardından Türkiye'ye döndü ve 1975 Şubatında yeniden ülkeye geldi. Sonraki yıllarda T-KDP içerisinde çalıştı; 1977'de buradan ayrıldı ve daha sonra KYB içerisinde faaliyet yürüttü. Bütün bu örgütsel değişimlerin ötesinde Büyükkaya'nın siyasi çizgisindeki temel unsur değişmedi: Kürtlerin ulusal kimliğinin tanınması ve Kürdistan'ın özgürlüğü. Onu tanıyanların anlatımlarında da bu Kurdistanî yönü özellikle öne çıkar. Büyükkaya için Amed, Qamişlo, Mahabad ve Hewlêr birbirinden kopuk dünyalar değildi; Kürdistan'ın farklı parçalarıydı. Devlet sınırlarını Kürtlerin tarihsel ve toplumsal bağlarının önüne koymayan bir anlayışa sahipti.

Cemile ile Aşkı ve dört yıllık ayrılık

Necmettin Büyükkaya'nın hayatında siyasi mücadele kadar önemli bir başka bağ da Cemile ile ilişkisiydi. Cemile, Malatyalı bir Kürt kızı ve üniversite öğrencisiydi. Ankara DDKO çevresinde tanıştılar. 1971'de nişanlandılar. Nişan yüzüklerini Mehmet Emîn Bozarslan'ın taktığı aktarılır. Ancak nişanlanmalarının hemen ardından Necmettin'in siyasi faaliyetleri nedeniyle başlayan sürgün dönemi, ilişkilerini uzun bir ayrılığa dönüştürdü. Cemile'nin yıllar sonra yaptığı tanıklığa göre bu ayrılığın ilk iki yılında Necmettin'in yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyordu. Nerede olduğunu öğrenmemeye özellikle dikkat ettiğini, yakalanması halinde işkence altında Necmettin'in yerini söylememek için bunu yaptığını anlatıyordu. Necmettin İsveç'e geçtikten sonra kendisine bir mektup gönderdi ve Cemile böylece onun hayatta olduğunu öğrendi. Dört yıl süren bu ayrılığın ardından 1974 affıyla Necmettin Türkiye'ye döndü. 21 Mart 1975'te Ankara'da evlendiler. Dört yıllık nişanlılık ve ayrılığın ardından gerçekleşen düğünlerine Yılmaz Güney'in de katıldığı aktarılır. Düğünde ikinci şahide ihtiyaç duyulduğunda yoldan geçen bir kişinin çağrıldığı da anlatılır. Bu evlilikten Serdıl ve Eliya (Elya) adında iki kızları oldu. Serdıl Şubat 1976'da, Eliya ise 1980'de dünyaya geldi. Necmettin için Kürt kimliği yalnızca siyasi toplantılarda savunduğu bir düşünce değildi. Kızlarının da Kürtçeyi öğrenmesini, Kürtçe konuşmasını ve kendi dilini bilmesini istiyordu. Bu yönüyle onun Kürt dili konusundaki yaklaşımı, siyasi hayatının yanı sıra aile hayatında da kendisini gösteriyordu.

Aile hayatı ve Cemile'nin yaşadığı baskı

Necmettin'in tutuklanmasıyla Cemile ve çocukları bir kez daha ağır bir ayrılığın içine girdi. Necmettin Diyarbakır 5 No'lu Askerî Cezaevi'nde tutulurken Cemile dışarıda onun durumunu takip etmeye çalıştı. Cemile daha sonraki yıllarda verdiği röportajlarda, Necmettin'in eşi olmanın kendisini de devlet baskısının hedefi haline getirdiğini anlattı. Alî Usta'nın Necmettin Büyükkaya belgeselinde yaptığı anlatımlarda, 93 gün gözaltında tutulduğunu, serbest bırakıldığında küçük kızını dahi tanıyamayacak durumda olduğunu ve yaşadığı baskıyı "tek suçum olduğunu ve yaşadığı baskıyı "tek suçum Necmettin'in eşi olmaktı" sözleriyle ifade ettiğini anlatmaktadır. Bu anlatım, Cemile'nin kendi tanıklığı olarak değerlendirilmelidir. Necmettin'in ölümünden sonra da Cemile'nin hayatı mücadeleyle geçti. Eşinin cezaevinde yaşadıklarının ve ölümünün unutulmaması için çalıştı. Daha sonraki yıllarda insan hakları faaliyetlerinin içerisinde yer aldı ve Diyarbakır İnsan Hakları Derneği'nin kuruluş sürecinde bulundu. 2017'de hayatını kaybetti ve Necmettin'in yanına, Siverek'teki mezarlığa defnedildi.

Yazıları ve düşünce dünyası

Büyükkaya siyasi faaliyetlerinin yanında yazan bir aydındı. Kürt tarihi, siyaset, toplum, dil ve kişisel hayat üzerine yazılar kaleme aldı. Kurmancînin yanı sıra Zazakî de biliyordu. Onun yazılarında siyasi düşünceler kadar ailesine, memleketine ve çocuklarına duyduğu özlem de görülür. 4 Ekim 1983 tarihli mektuplarından birinde Siverek'i ve ailesini özlediği görülmektedir. Bu mektuplar daha sonra Kalemimden Sayfalar içerisinde yayımlandı. Büyükkaya'nın yazıları ve mektupları ölümünden sonra 1992 yılında İsveç'te Kalemimden Sayfalar adıyla yayımlandı. Eser, onun siyasi düşüncelerini, mektuplarını, notlarını ve farklı dönemlerde kaleme aldığı yazıları bir araya getiren temel kaynaklardan biridir. Kitabın hazırlanmasında Şerwan Büyükkaya adı geçmektedir. Ancak mevcut katalog bilgilerinde onun kitabın hazırlayanı/derleyeni olarak yer alması, Necmettin'in oğlu olduğu sonucunu çıkarmak için yeterli değildir. Bu nedenle Şerwan'ı biyografide oğlu olarak göstermemek gerekir.

Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi

12 Eylül 1980 darbesinden sonra Büyükkaya yeniden ağır siyasi baskıların hedefi oldu. 1982 yılında tutuklandı ve Diyarbakır 5 No'lu Askerî Cezaevi'ne konuldu. Cezaevinde ağır işkence ve kötü muamele gördü. 1983 yılında mahkemeye sunduğu yaklaşık 60 sayfalık savunma, cezaevindeki uygulamaları ve tutuklulara yönelik baskıları belgeleyen önemli metinlerden biridir. Aralık 1983'te çıktığı son mahkemede, ağır tehdit ve işkence altında olduğunu, bir sonraki duruşmaya çıkamayabileceğini söylediği aktarılır. Kalemimden Sayfalar hakkında verilen biyografik bilgiler de bu uyarıyı doğrulamaktadır. 1984 yılının Ocak ayında cezaevindeki tek tip elbise uygulamasına karşı direniş sırasında Büyükkaya ve bazı tutuklular ağır biçimde işkence gördü. Aynı koğuşta ve işkence sürecinde Büyükkaya'nın yanında bulunan Dr. İsfendiyar Eyyuboğlu, yıllar sonra yazdığı tanıklıkta 23-24 Ocak günlerini anlattı. Eyyuboğlu, işkence için cezaevi hamamına birlikte götürüldüklerini, daha sonra askerî hastaneye kaldırıldıklarını ve Büyükkaya'nın yanındaki yatakta öldüğünü aktardı. Tarihi de açıkça 24 Ocak 1984 olarak verir. Mehdi Zana'nın cezaevi anlatıları da Büyükkaya'nın son günlerine ilişkin bu tabloyu tamamlar. Zana'nın aktardığına göre Büyükkaya ve bazı arkadaşları diğer tutuklulardan ayrılarak ağır işkenceye maruz bırakılmış, Büyükkaya işkence sırasında ağır biçimde yaralanmış ve ardından hastaneye kaldırılmıştı. Zana'nın anlatımı, Büyükkaya'nın hastaneye kaldırılmasına yol açan durumun cezaevindeki işkence olduğunu ortaya koyan tanıklıklardan biridir. Cemile de o günlerde Necmettin'in adının askerî hastanenin listesinde olduğunu öğrenmişti. Hastaneye gittiğinde ise onun halini görmeye cesaret edemediğini yıllar sonra anlatacaktı. "Yıllarca gözümün önünden o hali gitmez diye" onu görmediğini söylemesi, ölüm haberinin ailesi üzerindeki etkisini açıkça gösterir. Bu anlatım, Cemile Büyükkaya, Serdıl Büyükkaya ve İsfendiyar Eyyuboğlu arasında 18 Aralık 2005'te yapılan görüşmenin bant çözümünde yer almaktadır. Necmettin Büyükkaya 24 Ocak 1984'te hayatını kaybetti.

İşkencede Öldürülmesi

Büyükkaya'nın ölümünün işkenceyle bağlantısı, yalnızca cezaevi arkadaşlarının anlatımlarında değil, sonraki Meclis çalışmalarında da açık biçimde dile getirildi. Diyarbakır Cezaevi'ni inceleyen TBMM komisyonunun başkanı Vedat Bilgin, komisyon tutanaklarında doğrudan "Necmettin Büyükkaya işkencede öldürüldü" ifadesini kullandı ve bu konuda çok sayıda tanıklık dinlendiğini belirtti. Öte yandan 1984'teki askerî soruşturmada ölüm farklı biçimde değerlendirilmişti. Cemile Büyükkaya'nın bu karara yaptığı itirazın reddedilmesine ilişkin belgelerde, ölümün akciğer ve beyinle ilgili nedenlere bağlandığı ve dövülme olayıyla ölüm arasında bağlantı kurulmadığı görülüyor. Sonraki tanıklıklar ve cezaevi araştırmaları ise Büyükkaya'nın ölümünü işkenceyle ilişkilendirdi. Bu nedenle Büyükkaya'nın son günleri anlatılırken yalnızca dönemin resmî ölüm kaydına dayanmak, cezaevindeki tanıklıkları ve sonraki araştırmaları dışarıda bırakmak anlamına gelir. Eyyuboğlu'nun doğrudan tanıklığı, Mehdi Zana'nın anlatımı, Cemile Büyükkaya'nın tanıklığı ve sonraki Meclis çalışmaları birlikte değerlendirildiğinde, Büyükkaya'nın cezaevinde gördüğü ağır işkencelerin ardından öldüğü ortaya çıkmaktadır.

Siverek'teki mezarı

Necmettin Büyükkaya'nın naaşı Siverek'e getirildi ve Siverek Asri Mezarlığı'na defnedildi. Mezarı burada bulunmaktadır. 2009'da ölümünün 25. yılında yapılan anmada da tören doğrudan Siverek Asri Mezarlığı'ndaki mezarı başında gerçekleştirildi. 2014 ve 2015 yıllarındaki anma törenleri de yine aynı mezarlıkta yapıldı. Böylece hayatının başladığı Siverek, ölümünden sonra da onun son durağı oldu.

Ardında bıraktığı miras

Necmettin Büyükkaya'nın hayatı yalnızca örgüt isimleri ve siyasi faaliyetlerden ibaret değildir. Onun yaşamında Kürt gençliğinin 1960'ların sonunda başlayan örgütlenmesi, DDKO, 1970'lerdeki Kürt siyasi hareketleri, Kürdistan'ın farklı parçalarıyla kurulan ilişkiler, sürgün, Cemile ile dört yıllık ayrılığı, evliliği, kızları, yazıları ve Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'ndeki direnişi birbirine bağlanır. Büyükkaya'nın siyasi kimliğinin merkezinde Kurdistanî bir anlayış vardı. Amed, Qamişlo, Mahabad ve Hewlêr'i birbirinden kopuk dünyalar olarak değil, Kürtlerin ortak tarihinin ve Kürdistan coğrafyasının farklı parçaları olarak görüyordu. Onun için Kürt kimliği yalnızca siyasi bir slogan değildi. Kızlarının Kürtçe bilmesini ve kendi dillerinde konuşmasını istemesi, bu kimliğin aile içinde de yaşatılmasını önemsediğini gösteriyordu. Yazılarında ve mektuplarında ise aynı düşünsel dünyanın yanında ailesine, memleketine ve çocuklarına duyduğu özlem de yer aldı. Necmettin Büyükkaya, 41 yıllık yaşamına Kürt siyasi tarihinin birçok önemli dönemini sığdırdı. 24 Ocak 1984'te Diyarbakır 5 No'lu Askerî Cezaevi'nde yaşamını yitirdiğinde geride yalnızca bir siyasi geçmiş değil; yazıları, mektupları, mahkeme savunması, ailesinin ve arkadaşlarının tanıklıkları ve Kürt siyasi hafızasında yer eden bir yaşam öyküsü.
KAYNAKLAR

Kaynaklar

Büyükkaya, Necmettin. Kalemimden Sayfalar.
Stockholm: Apec-Tryck & Förlag, 1992.
Zana, Mehdi. Vahşetin Günlüğü. Diyarbakır 5
No'lu Askerî Cezaevi'ndeki tanıklıklar.
Cemile Büyükkaya, Serdıl Büyükkaya ve
İsfendiyar Eyyuboğlu. 18 Aralık 2005 tarihli
görüşme ve bant çözümleri.
Bozçalı, Hikmet. DDKO'lu Siyasi Serüvenim.
DDKO dönemi ve Necmettin Büyükkaya'nın
İstanbul DDKO'daki faaliyetleri üzerine tanıklık.
Cibo, Nezirê. Arkadaşları Necmettin
Büyükkaya'yı Anlatıyor. Necmettin Büyükkaya'nın
hayatı, siyasi mücadelesi, ailesi ve cezaevi
sürecine ilişkin tanıklıklar.
Orhan, Mehmet. "Violence and Nationalist
Mobilization: The Onset of the Kurdish
Insurgency in Turkey." Nationalities Papers,
43(2), 2015.
Vate Yayıncılık. "Necmettin Büyükkaya."
Biyografik bilgiler: doğumu, eğitimi, DDKО
dönemi, İsveç yılları, siyasi faaliyetleri ve
Diyarbakır Cezaevi süreci.