Genel Bilgiler
Gerçek adı: Mehmed Şerîf Paşa Doğum: 13 Ocak 1865, İstanbul Ölüm: 22 Aralık 1951, Catanzaro, İtalya Mesleği: Diplomat, asker, siyasetçi ve Kürt ulusal hareketinin temsilcisi Tarihsel rolü: Paris Barış Konferansı'nda Kürtleri temsil eden diplomat
1. Ailesi ve Çocukluk Yılları
Mehmed Şerîf Paşa, 13 Ocak 1865 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Kürt Şerîf Paşa adıyla da tanınan Şerîf Paşa, Osmanlı devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiş Kürt Said Paşa'nın oğluydu. Babası Said Paşa, Osmanlı
Hariciye Nazırlığı ve Şûrâ-yı Devlet Reisliği görevlerinde bulunmuştu. Bu aile çevresi, Şerîf Paşa'nın erken yaşlardan itibaren devlet yönetimini, diplomasiyi ve uluslararası siyaseti yakından tanımasını sağladı. Şerîf Paşa'nın yaşamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezî yönetiminde yetişmiş bir devlet adamının zamanla Kürtlerin ulusal taleplerini uluslararası diplomasi alanına taşımasına uzanan bir çizgi izledi. Onun siyasi kimliğini anlamak için hem Osmanlı bürokrasisi içerisindeki geçmişini hem de imparatorluğun çözülme döneminde ortaya çıkan Kürt ulusal hareketiyle ilişkisini birlikte ele almak gerekir.
2. Eğitim ve diplomasiye Girişi
Şerîf Paşa, ilk öğreniminin ardından Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi'ne girdi. Buradaki eğitimini tamamlamadan Fransa'ya gitti ve Paris'teki Saint-
Cyr Askerî Okulu'nda öğrenim gördü. 1884 yılında bu okuldan mezun oldu. Diplomatik kariyerine henüz öğrencilik yıllarında adım atan Şerîf Paşa, 1882 yılında Paris Sefareti'nde ikinci kâtip olarak göreve başladı. Avrupa'da aldığı eğitim ve diplomatik temsilciliklerde edindiği deneyim, onun uluslararası ilişkiler konusunda yetişmesini sağladı. 1888 yılında Brüksel Sefareti'nde ataşemiliter olarak görevlendirildi. Bu görevler, Şerîf Paşa'nın Osmanlı devletinin Avrupa'daki diplomatik faaliyetleri içerisinde yükselmesinin önünü açtı. İlerleyen yıllarda üstleneceği siyasi rollerin temelinde bu dönemde kazandığı diplomatik tecrübe bulunuyordu.
3. Osmanlı Devletindeki Görevleri ve Avrupa Yılları
Şerîf Paşa, 1890 yılında Sadrazam Said Halim Paşa'nın kız kardeşi Emine Halim Hanım ile evlendi. 1896 yılında ferikliğe yükseltildi ve 1898 yılında Stockholm ortaelçiliğine tayin edildi. Avrupa'daki diplomatik görevleri sırasında Osmanlı siyasetini yakından takip eden Şerîf Paşa, zamanla İttihat ve Terakki yönetimiyle anlaşmazlıklar yaşamaya başladı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 1908 yılında İstanbul'a döndü. Ancak devlet yönetiminde beklediği siyasi konuma ulaşamadı. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Pangaltı Kulübü başkanlığını yapan Şerîf Paşa, aynı zamanda Kürt Teâvün ve Terakkî Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Osmanlı siyasi çevreleriyle Kürtlerin örgütlü faaliyetlerinin kesiştiği bu dönem, onun ileride üstleneceği ulusal temsil rolünün anlaşılması bakımından önemlidir. 1909 yılında Avrupa'ya giden Şerîf Paşa, Paris'te muhalif siyasi faaliyetlerini sürdürdü. Burada
yayımlanan Meşrutiyet gazetesi aracılığıyla İttihat ve Terakki yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirdi. 1913 yılında Sadrazam Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla gıyabında idam cezasına çarptırıldı. I. Dünya Savaşı yıllarını büyük ölçüde Avrupa'da, özellikle Monte Carlo'da geçirdi. 1918 yılında Tevfik Paşa hükümeti döneminde hakkındaki idam kararı kaldırıldı.
4. Kürt Ulusal Hareketiyle İlişkisi
Şerîf Paşa'nın Kürt ulusal hareketi içerisindeki rolü, Osmanlı İmparatorluğu'nun çözülme sürecinde belirginleşti. Avrupa'daki siyasi çevreleri tanıması, diplomatik deneyimi ve uluslararası ilişkiler konusundaki bilgisi, onu Kürtlerin taleplerini büyük devletlerin gündemine taşıyabilecek isimlerden biri hâline getirdi. Kürt aydınlarının ve siyasi çevrelerinin
örgütlenme çabaları, özellikle I. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle yeni bir aşamaya girdi. Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi, Kürdistan'ın geleceği hakkında farklı siyasi projelerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu süreçte kimi Kürt çevreleri Osmanlı devletiyle ilişkilerin devamını savunurken kimi çevreler özerklik veya bağımsızlık hedeflerini öne çıkardı. Avrupa'da bulunan Şerîf Paşa, Kürtlerin siyasi geleceğinin uluslararası görüşmelerde ele alınması gerektiğini savundu. Onun diplomatik girişimleri, Kürt meselesinin yalnızca Osmanlı yönetimiyle ilişkiler çerçevesinde değil, savaş sonrasında kurulacak yeni uluslararası düzen içerisinde de tartışılmasına katkı sağladı. Şerîf Paşa, Kürt ulusal hareketinin uluslararası alandaki temsilcilerinden biri olarak, Kürtlerin kendi geleceklerini belirleme hakkını diplomatik bir mesele hâline getirdi. Bu yönüyle Şerîf Paşa, ilk uluslararası Kürt diplomatı olarak
anılmaktadır.
5. Paris Barış Konferansı ve Kürt Temsilciliği
I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından 1919 yılında toplanan Paris Barış Konferansı, Osmanlı İmparatorluğu'nun eski topraklarının geleceğinin tartışıldığı temel uluslararası platformlardan biriydi. Büyük devletler, savaş sonrasında kurulacak düzeni belirlemeye çalışırken farklı halkların siyasi talepleri de gündeme taşındı.
6. Bogos Nubar Paşa ile Anlaşma ve Kürt-Ermeni İlişkileri
Paris Barış Konferansı sırasında Şerîf Paşa'nın karşılaştığı en önemli meselelerden biri, Kürt ve Ermeni siyasi taleplerinin kesiştiği bölgelerin geleceğiydi. Her iki halkın temsilcileri de savaş sonrasında kurulacak yeni düzen içerisinde
kendi siyasi hedeflerini uluslararası güçlere kabul ettirmeye çalışıyordu. Şerîf Paşa, Ermeni Ulusal Delegasyonu'nun başkanı Bogos Nubar Paşa ile görüşmeler yürüttü. Bu görüşmeler sonucunda iki temsilci, Kürt ve Ermeni halklarının siyasi taleplerinin uluslararası düzeyde desteklenmesi amacıyla ortak bir bildiri üzerinde uzlaştı. 1919 yılının sonlarına doğru ortaya çıkan bu diplomatik yakınlaşma, Kürt ve Ermeni temsilcilerinin ortak çıkarlar temelinde hareket edebileceğini gösteriyordu. Ancak iki tarafın talepleri arasındaki coğrafi örtüşmeler ve özellikle Van ile Bitlis gibi bölgelerin geleceği, anlaşmanın Kürt siyasi çevrelerinde tartışılmasına yol açtı. Anlaşmaya yönelik eleştirilerin temelinde, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bazı bölgelerin Ermenistan'a bırakılabileceği endişesi bulunuyordu. Kürt siyasi çevreleri arasında Şerîf
Paşa'nın temsil yetkisini sorgulayan görüşler güçlendi. Bu durum, onun Paris'teki diplomatik faaliyetlerinin karşılaştığı en ciddi siyasi sorunlardan biri oldu. Şerîf Paşa ile Bogos Nubar Paşa arasındaki anlaşma, Kürt ve Ermeni ulusal hareketlerinin savaş sonrasındaki diplomatik ilişkilerini anlamak bakımından önemli bir tarihsel belgedir.
7. Sevr Antlaşması ve Kürdistan'ın Geleceği
10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun savaş sonrasındaki siyasi geleceğini belirlemeyi amaçlayan anlaşmaydı. Antlaşmanın 62, 63 ve 64. maddeleri, Kürtlerin yaşadığı bölgeler için özerklik ve belirli koşullar altında bağımsızlığa uzanabilecek bir süreç öngörüyordu.
Şerîf Paşa'nın Paris'teki diplomatik faaliyetleri, Kürt meselesinin bu uluslararası düzenlemeler çerçevesinde ele alınmasında önemli bir yer tuttu. Onun sunduğu muhtıralar ve sınır önerileri, Kürtlerin siyasi statüsünün tartışıldığı diplomatik ortamın parçalarından biriydi. Sevr Antlaşması'nın Kürtlerle ilgili hükümleri, Kürdistan'ın geleceğini uluslararası bir anlaşmanın konusu hâline getirdi. Bununla birlikte antlaşmanın öngördüğü süreç, Kürtlerin yaşadığı bütün bölgeleri kapsayan bağımsız bir devletin doğrudan kurulması anlamına gelmiyordu. Öngörülen mekanizma, belirli bölgelerde özerkliğin oluşturulmasını ve sonrasında bazı şartların gerçekleşmesi durumunda bağımsızlık talebinin gündeme gelebilmesini içeriyordu. Sevr düzenlemesi uygulamaya geçirilemedi. Türk Kurtuluş Savaşı'nın sonucu ve uluslararası güç dengelerinin değişmesiyle birlikte antlaşmanın
yerini 1923 Lozan Antlaşması aldı. Kürt meselesi de yeni uluslararası düzen içerisinde farklı bir siyasi çerçeveye taşındı.
8. Şerîf Paşa'ya Yönelik Tepkiler ve Siyasi Kampanya
Şerîf Paşa'nın Paris'teki faaliyetleri, yalnızca uluslararası diplomasi alanında değil, Osmanlı siyasi çevrelerinde ve Kürt toplumunun farklı kesimleri arasında da tartışmalara yol açtı. İstanbul'da yayımlanan gazetelerde Şerîf Paşa ve Kürt Teâlî Cemiyeti aleyhinde yazılar yayımlandı. Kürtlerin Osmanlı Devleti'ne bağlılığını savunan bazı siyasi çevreler, onun Kürt delegasyonu adına hareket etme yetkisini kabul etmedi. Kürt Teâlî Cemiyeti'nin bazı şubeleri de bu temsil meselesine karşı çıktı. Mustafa Kemal Paşa'nın öncülüğünde gelişen Ankara merkezli millî hareketin güç kazandığı
dönemde, Kürtlerin geleceği ve Osmanlı topraklarının nasıl korunacağı konusu siyasi mücadelenin önemli başlıklarından biriydi. Şerîf Paşa'nın uluslararası konferansta Kürtlerin siyasi taleplerini savunması, bu tartışmaların merkezinde yer aldı. Şerîf Paşa'ya yönelik eleştiriler yalnızca Ankara merkezli millî hareketle sınırlı değildi. Osmanlı yönetimine bağlı kalmayı savunan Kürt çevreleri de onun temsil yetkisini sorguladı. Bu nedenle dönemin siyasi kampanyasını değerlendirirken farklı aktörlerin tutumlarını ve Kürt toplumundaki siyasi görüş ayrılıklarını birlikte incelemek gerekir. Öte yandan Şerîf Paşa'nın Kürt delegesi olarak kabul edilmemesine yönelik girişimler, onun uluslararası alandaki temsil gücünü de etkiledi. Paris'teki diplomatik faaliyetleri, Kürtlerin geleceğine ilişkin ortak ve tartışmasız bir siyasi iradenin oluşturulamadığı koşullarda yürütüldü.
9. İstifası ve Siyasi Hayatının Sonu
Şerîf Paşa'nın temsilciliğine yönelik eleştiriler, 1920 yılına gelindiğinde yoğunlaştı. Bogos Nubar Paşa ile yaptığı anlaşmanın yarattığı tartışmalar ve Kürt siyasi çevreleri arasındaki görüş ayrılıkları, onun Paris'teki konumunu giderek zorlaştırdı. 21 Nisan 1920 tarihinde Monte Carlo'dan Türk gazetelerine gönderdiği telgrafta Şerîf Paşa, Paris Barış Konferansı nezdindeki Kürt delegasyonu başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Telgrafında hilafet ve saltanata bağlılığını vurguladı ve ayrılıkçı olarak nitelendirdiği düşünceleri reddetti. Açıklama, 24 Nisan 1920 tarihinde İstanbul gazetelerinde yayımlandı. Bu istifa, Şerîf Paşa'nın Kürt delegasyonu başkanlığı dönemini sona erdirdi. Uluslararası diplomasi aracılığıyla Kürtlerin siyasi taleplerini
gündeme taşıma girişimi, onun temsilcilikten çekilmesiyle önemli bir aşamasını kaybetti. İstifasının ardından Şerîf Paşa, Paris Barış Konferansı çevresindeki aktif siyasi mücadelesini sürdürmedi. Yaşamının geri kalan bölümünde önceki yıllardaki ölçekte bir siyasi faaliyet yürütmedi.
10. Son Yılları ve Ölümü
Şerîf Paşa, siyasi temsilcilik görevinden ayrıldıktan sonra yaşamını büyük ölçüde Avrupa'da sürdürdü. 1921 yılında Eduvige Pairani ile ikinci evliliğini yaptı. Sonraki yıllarını ailesiyle birlikte geçirdi. 22 Aralık 1951 tarihinde İtalya'nın Catanzaro kentinde hayatını kaybetti. Ölümünün ardından cenazesi bir süre aile içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle defnedilemedi. Daha sonra Kahire'deki Şübra aile kabristanına gömüldü. Şerîf Paşa'nın yaşamı, Osmanlı devletinin son
döneminden savaş sonrası uluslararası diplomasiye uzanan siyasi dönüşümlerin içerisinde şekillendi. Diplomatik kariyeri, İttihat ve Terakki yönetimine karşı muhalefeti ve Kürt ulusal hareketindeki temsil rolü, onun tarihsel kimliğinin farklı yönlerini oluşturdu.
11. Sonuç: Kürt Diplomasi Tarihindeki Yeri
Şerîf Paşa'nın yaşamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun çözülme süreci ile Kürtlerin ulusal taleplerini uluslararası düzeyde ifade etme arayışının kesiştiği tarihsel bir dönemi yansıtmaktadır. Osmanlı diplomatik çevrelerinde yetişen Şerîf Paşa, Avrupa'da edindiği deneyimi savaş sonrasında Kürtlerin siyasi geleceğini gündeme taşımak için kullandı. Paris Barış Konferansı'nda sunduğu muhtıralar ve Bogos Nubar Paşa ile
yürüttüğü görüşmeler, Kürt meselesinin uluslararası diplomasi alanında ele alınmasına katkıda bulundu. Temsil yetkisine yönelik tartışmalar, Kürt siyasi çevreleri arasındaki görüş ayrılıkları ve büyük devletlerin çıkarları, onun girişimlerinin karşılaştığı başlıca engeller arasındaydı. Sevr Antlaşması'nın uygulanamaması da Kürtlerin siyasi statüsüne ilişkin diplomatik sürecin sonuçsuz kalmasında belirleyici oldu. Şerîf Paşa'nın tarihsel önemi, yalnızca belirli bir antlaşma veya siyasi girişimle sınırlı değildir. O, Kürtlerin siyasi taleplerini uluslararası platforma taşıyan, Kürdistan'ın geleceğini diplomatik görüşmelerin konusu hâline getiren ve Kürt diplomasi tarihinde iz bırakan isimlerden biridir.
Editoryal Not
Editoryal not: Metin hazırlanırken Şerîf Paşa'nın hayatına ilişkin biyografik bilgiler ile Paris Barış Konferansı ve Sevr sürecine ilişkin akademik çalışmalar esas alınmıştır. Temsil yetkisi, Bogos Nubar Paşa ile yapılan anlaşma ve istifa süreci, dönemin siyasi tartışmaları dikkate alınarak ele alınmıştır. Kaynaklar arasında farklı yorumlar bulunduğundan, kesin olarak doğrulanmamış ayrıntılar biyografiye kesin bilgi gibi eklenmemiştir